İçeriğe geç
Keşfet

Tüm yazılar

Yeniden eskiye, Keşfet'teki bütün yazılar.

Bedenimiz, Zihnimizin hızını takip etmek zorunda mı?

Bir toplantı bitiyor, zihnimiz çoktan bir sonrakine geçiyor.

Mesajlara cevap verirken başka bir işi düşünüyor, bilgisayarı kapatırken günün geri kalanını planlıyoruz.


Mutluluk neden bazen hayatımızın en zor hedeflerinden biri oluyor?

Mutlu olmak istiyoruz.

Bazen bunun için kendimize bir liste bile çıkarıyoruz:

Daha iyi beslenmek. Daha çok hareket etmek. Daha fazla seyahat etmek. Kendimize zaman ayırmak. Daha az streslenmek…


İyi hissetmekle iyi bir hayat yaşamak aynı şey mi?

Günün güzel geçiyor. Sevdiğin bir kahve, güzel bir haber, keyifli bir sohbet… O anda kendini iyi hissediyorsun.

Peki bu, hayatının da iyi olduğu anlamına mı geliyor?


İyi bir hayatın mutaka bir amacı olmak zorunda mı?

Hayatımızın bir amacı olmalı.

Ne yapmak istediğimizi bilmeli, bir hedef belirlemeli, kendimize bir yön çizmeliyiz…

Bunu o kadar sık duyuyoruz ki, zaman zaman iyi bir hayatın mutlaka büyük bir amaç etrafında kurulması gerektiğini düşünüyoruz.

Peki gerçekten öyle mi?

İyi bir GÜN, İyi bir hayattan ne kadar farklı?

Bazı günler vardır; her şey yolunda gider. İşler yetişir. Güzel bir haber alırız. Sevdiğimiz biriyle zaman geçiririz. Eve dönerken günün iyi geçtiğini düşünürüz.

Peki iyi geçen bir gün, iyi bir hayatın göstergesi midir?

İşimiz hayatımızın ne kadarını anlamlandırıyor?

Sabah uyandığımız saatten günün son toplantısına kadar hayatımızın önemli bir bölümü işle geçiyor. Zamanla yaptığımız iş yalnızca geçimimizi sağladığımız bir uğraş olmaktan çıkabiliyor. Ürettiklerimiz, öğrendiklerimiz, kurduğumuz ilişkiler ve ortaya koyduğumuz değer, işimizi kim olduğumuzla ilişkilendirmeye başlayabiliyor.

Peki işimiz hayatımıza ne kadar anlam katıyor?

Bu sorunun herkes için farklı bir karşılığı var.

Günümüzün ne kadarı gerçekten bize ait?

Güne başladığımızda kafamızda kabaca bir plan vardır.

Sonra toplantılar, mesajlar, işler, bildirimler, yetişmesi gerekenler ve başkalarının beklentileri devreye girer.

Bizi gerçekten iyi hissettiren ilişkilerin ortak bir tarafı var mı?

Bazı insanlarla birlikteyken zamanın nasıl geçtiğini fark etmeyiz.
Konuşmak kolaydır.
Sessizlik rahatsız etmez.
Kendimizi anlatırken kelimelerimizi fazla tartmayız.


Birlikte yaşadığımız deneyimler ilişkilerimizi nasıl şekillendiriyor?

Birlikte geçirilen zamanın her zaman yakınlık yaratmadığını biliyoruz.Aynı masada oturmak, aynı toplantıya girmek, aynı ortamda bulunmak… Fiziksel olarak birlikte olmak, her zaman gerçek bir paylaşım anlamına gelmiyor.